Osmanlıda Ticaret Yolları

Osmanlı Devleti, 16. yüzyıl sonunda en geniş sınırlarına ulaşmıştı. Rumeli'de, Balkanlar'da, Avusturya sınırına kadar olan bölgeler; Kafkaslar, Kuzey Afrika, Arabistan Osmanlı ülkesine dahildi. Osmanlı toprakları Karadeniz, Akdeniz, Marmara, Kızıldeniz, Hint Okyanusu, Basra Körfezi kıyılarına kadar uzanıyordu. Bu kıyılarda canlı ticaret limanları vardı. Bu limanlardan kalkan gemiler, Osmanlı ülkesinin veya yabancı ülkelerin limanlarına, ticaret malları taşıyordu. Ayrıca, ülkenin iç kısımlarına uzanan işlek ticaret yollarında mal yüklü kervanlar gidip geliyordu. Bundan da anlaşılacağı gibi ticaret yolları, deniz ve kara yollan olmak üzere iki kısımdı.

Osmanlılar, Anadolu'da eskiden beri var olan ulaştırma imkânlarını geliştirmişlerdi. Kara yollarının bir bölümü, ünlü İpek Yolu'nun batı ucunda bulunuyordu. Yolların bir kısmı tekerlekli araçlar, bir kısmı da kervan ulaşımı için elverişliydi

Önemli ticaret yollan şunlardı:

Anadolu'da: Başlıca üç yol vardı. Bu yolların hepsi İstanbul'dan başlayarak doğu yönünde uzanıyordu.

Birinci yol, İstanbul-Gebze-Söğüt-Eskişehir-Bolvadin-Akşehir-Konya-Ereğli-Adana üzerinden Antakya'ya varıyordu. Antakya'da yol ikiye ayrılıyor, biri Haleb'e, öteki Şam'a gidiyordu.

İkinci yol, İstanbul-İzmit-Geyve-Tosya- Merzifon-Amasya-Tokat-Sivas -Malatya üzerinden Diyarbakır'a varıyor, oradan da Mardin-Kerkük-Musul üzerinden Bağdat'a ulaşıyordu.

Üçüncü yol, İstanbul'dan Merzifon'a kadar aynı menzillerden geçiyor, buradan Niksar-Bay bur t-Erzurum-Kars-Nahcivan üzerinden Tebriz'e varıyordu.

Rumeli'de: Bu yönde mevcut üç yol Mora'ya, Erdel'e ve Avrupa içlerine uzanmaktaydı.

Birinci yol, Edirne-Selânik üzerinden geçerek İstanbul'u Mora'ya bağlıyordu.

İkinci yol, Edirne-Balkanlar-Belgrad hattını takip ederek Avrupa'ya gidiyordu.

Üçüncü yol, İstanbul-Edirne üzerinden Batı Karadeniz kıyılarına varıyor, oradan kuzeye çıkarak Bulgaristan-Tuna üzerinden Eflâk, Boğdan ve Erdel'e ulaşıyordu.

Görüldüğü gibi, başkent İstanbul, doğuya ve batıya giden bütün yolların başlangıç noktasında bulunuyordu.

Bu ana yolların dışında, şehir ve kasabaları en yakın menzil noktalarına bağlayan başka yollar da vardı. Bütün bunlar, işlek bir kara yolu şebekesini oluşturuyordu.

Anadolu'daki yollar, eskilerinin yanı sıra, yeni yapılan han, kervansaray, köprü gibi bayındırlık eserleriyle takviye edilmişti Rumeli'de yeni fetholunan topraklar da, aynı amaçla yapılan eserlerle, misafirhane ve imaretlerle işlek yollara kavuşturulmuştur. Ayrıca, bu eserlerin bakımı için zengin vakıf gelirleri tahsis edilmiştir. Yeni yapılan bayındırlık eserleri çevresinde Uzunköprü, Saraybosna, Tatar-Pazarcığı gibi şehirler oluşmuş ve gelişmiştir.

Anadolu, ilk çağlardan beri transit ticaretinin yoğun olduğu bir bölgeydi. Bu bakımdan, ülke içindeki hareketlilik, deniz ulaşımım gerekli kılıyordu. Kuzey ve Güney Anadolu limanlarıyla Kırım, Avrupa, Mısır ve Suriye limanları arasında, Selçuklular döneminden beri hareketlilik görülüyordu.

Karadeniz, ticarî açıdan olduğu kadar, savaş malzemesi ve asker şevki bakımından da önem taşıyordu. Macaristan'da savaşan ordunun demir ve gülle ihtiyacı, İran'daki ordu için Tuna buğdayı Trabzon limanından sevkedi-liyordu. Anadolu'da üretilen mallar da, Karadeniz'in kuzeyindeki Azak, Kefe, Akkirman limanlarına taşınıyordu. Bu limanlar arasında İtalyan gemiciler de faaliyet halindeydi. Orta Asya'dan başlayıp İran üzerinden Kafkasya'ya ulaşan ticaret malları, buradan Balkanlar'a deniz yoluyla taşınıyordu. Oradan da Venedik'e ulaştırılıyordu.

Doğudan gelen yolların ikincisi, İran üzerinden Suriye'ye; üçüncüsü ise Hint Denizi ve Basra Körfezi yoluyla yine Suriye'ye yahut Kızıldeniz üzerinden İskenderiye'ye ulaşıyordu.

Osmanlılar 16. yüzyılda Akdeniz'in en güçlü donanmasına sahip olmuşlardı. Bu sayede, iç ve dış ticarette önemli bir güvenlik unsuru oluşmuştu. Böylece Osmanlı barışı (Pax Ottomana) meydana gelmişti. Bu gelişme üzerine, Batılılar Ümit Burnu'nu dolaşarak Hindistan'a giden yeni bir deniz yolu bulmaya mecbur kalmışlardı.

Osmanlı ülkesinde, nehir ulaşımı da önem taşıyordu. Tuna, Fırat ve Dicle gibi büyük nehirler, bölgeler arası mal taşımacılığı bakımından işlek ticaret yollan halindeydi.